Müthiş bir yazı olmuş elinize sağlık. Çok sağlam bir izlenecekler listem oldu sayenizde. Ayrıca Vahşi Hafiyeler için aynı duyguları paylaşıyoruz. Yazıda birden karşıma Bolaño çıkınca çok mutlu oldum. Sizi zaten severek takip ediyorum Bolañocu olduğunuzu bilmek daha da kuvvetlendirecek takibimi. :)
Çok teşekkür ederim. Bolano'yu o kadar seviyorum ki anlatamam... Hatta "İyi ki ergenken okumamışım" diyorum, fazla etkilenip saçma sapan işlere kalkışabilirdim. 30'larda okumak daha farklı bir ilişki kurmamı sağladı. Hayalim bir gün onu da yazmak. En az bir kişinin o yazıyı okuyacağını öğrenmiş oldum sayenizde, o motivasyonla kurgularım...
İnan abi eline sağlık. Yazıların gittikçe içine çekiyor insanı... Özel bir 10 dakika yaşıyorum ama yazılardaki önerilerle haftalarca sürüyor etkisi. L’Heure d’été’ izledim dün. Gece de tüyler diken diken There Will be blood izledim sayende. Şimdi Bolano ile tanışma zamanı. Merakla okuyacağım. :)
O kadar güzel yazmışsınız ki :)Elinize sağlık.Hepsini tekrar izlemek istedim.En çok da nerde kimle izlemiştim diye düşündüm,”sade insanların” çoğunun sevdiği gibi kapısı sokağa Beyoğlu na açılan bir sinemadan çıkıp filmin etkisi üstündeyken ellerin cebinde yürümek ne güzel ne sinematik bir histi.Çok teşekkürler
Listeyi yaparken temel amacım buydu gerçekten. Filmleri sadece bir film olarak almamak, beğendiğim ve bana dokunan yönlerinin zaman içindeki yolcuklarını anlamak. Filmleri seyrettiğimiz sinemalar, gittiğimiz kentler, yanımızda olan insanlar... Hepsini katmak istedim. Beğenmenize çok sevindim.
“Sokak sinemadan çıkmayanlarla dolu; asık yüzleri, kayıtsızlıkları, sinsi yürüyüşleriyle onu aralarına alıyorlar, eritiyorlar.” Keşke her klişe ‘Sinemadan çıkmış insan’ kadar güzel dile getirilmiş olsa ve böyle yazılarda hakkı verilse, klişelikle yitip giden anlamı yeniden açığa çıksa.
O yazıda sinemadan çıkmış insanın yanına, kitaptan çıkmış insan ekleniyordu. Onların yanına bir de sinema üzerine yazılmış yazıdan çıkmış insanlar ekleniyor şimdi sayenizde. Yazıyı okumayanlar arasında eriyip gitmeden önce Y tu mama tambien ve Vahşi Hafiyeler’i kenara not alıyorum.
Ne güzel bir yorum, teşekkür ederim. Kutlukhan Kutlu'nun bu güzel yazısıyla tanıştım sayenizde. Dilerim Y tu mama tambien ve Vahşi Hafiyeler bağından hoşlanırsınız.
Yine çok güzel bir yazı olmuş. Sizden 13 yaş büyüğüm ama sanki siz benden daha büyükmüşsünüz gibi her yazınızda, her muhabbetinizde yeni şeyler öğreniyorum sizden. Seviyorum sizi :) Ege Tıp fakültesinde okurken üniversitenin karşısında bir cep sineması vardı. 2 salonlu. Öğrenim kredisini aldığımda kitap, fotokopi harcamalarından kalan olursa il önceliğim o sinemaya gitmek olurdu. Köyden ve küçük bir ilçeden geldiğim için sinema büyülü bişeydi benim için. İlk izlediğim film Slepers idi. Filmden sonra gece 12'de sinemanın kapısından direkt dışarıdaki soğuk havayı almak, ve filmin etkisi müthiş bişeydi. Şimdi çoğu sinema AVM içinde olduğından bu duygu da yok oldu gitti. Benim de sizinki kadar rafine olmasa da bir il 5'im var, paylaşmak isterim.
1) İnce Kırmızı Hat: Doğru dürüst çatışma ya da düşman askeri göstermeden savaşın insanını ruhunu nasıl dağıttığını gösteren bir film. Er Witt'in içindeki ışık, Yüzbaşı Staros'un üzerindeki baskıya rağmen askerlerini koruması, sonraki yıllarda kendi hayatımda da etkili oldu
2) Mommy: Antonie Olivier Pilon'un müthiş oyunculuğu ve hayatının tek güzel gününde sürekli dar olan ekranı elleriyle genişletmesi...
3) Blue Valantine: Sonunda havai fişekler patlarken boğazına bişey düğümlenir.
4) Rain Man: 1988'de 10 yaşındaydım. Raymond'a öyle hayran olmuştum ki, keşke otizmli olsaydım diyordum. Malesef şu an otizmli bir kızım var, ve Rain Man olmanın aslında ne kadar zor olduğunu biliyorum artık :(
5) Yerlilerden de benim favorim Özcan Alper'den Sonbahar'dır.
Kalemine sağlık İnan.. Aralarında izlemediklerim var onları kısa sürede izlemek için hemen sık kullanılanlara ekledim. İzlemiş olduklarımın keyfinin kaçırdıklarımda da olacağına eminim. Teşekkür ederim.
İnan Bey, çeşitli platformlarda önerdiğiniz kitap ve filmleri kaçırmamaya çalışan biri olarak, bu yazı benim için harika bir sürpriz oldu. Çok teşekkür ederim, elinize sağlık.
Müthiş bir yazı olmuş elinize sağlık. Çok sağlam bir izlenecekler listem oldu sayenizde. Ayrıca Vahşi Hafiyeler için aynı duyguları paylaşıyoruz. Yazıda birden karşıma Bolaño çıkınca çok mutlu oldum. Sizi zaten severek takip ediyorum Bolañocu olduğunuzu bilmek daha da kuvvetlendirecek takibimi. :)
Çok teşekkür ederim. Bolano'yu o kadar seviyorum ki anlatamam... Hatta "İyi ki ergenken okumamışım" diyorum, fazla etkilenip saçma sapan işlere kalkışabilirdim. 30'larda okumak daha farklı bir ilişki kurmamı sağladı. Hayalim bir gün onu da yazmak. En az bir kişinin o yazıyı okuyacağını öğrenmiş oldum sayenizde, o motivasyonla kurgularım...
Bildirimler açık Bolaño yazısını bekliyoruz o zaman şu dakikadan sonra. Vahşi Hafiyeler'i tekrar okumaya da bahane olur böylece. :)
İnan abi eline sağlık. Yazıların gittikçe içine çekiyor insanı... Özel bir 10 dakika yaşıyorum ama yazılardaki önerilerle haftalarca sürüyor etkisi. L’Heure d’été’ izledim dün. Gece de tüyler diken diken There Will be blood izledim sayende. Şimdi Bolano ile tanışma zamanı. Merakla okuyacağım. :)
Çok naziksin Gürkan, teşekkür ederim. Hemen harekete geçmene çok sevindim, dilerim önerilerim sana da dokunur :)
Caner abi bir yıl kadar önce Socrates kütüphanesinden Cortazar vermişti :) Latin Amerika 🤍
O kadar güzel yazmışsınız ki :)Elinize sağlık.Hepsini tekrar izlemek istedim.En çok da nerde kimle izlemiştim diye düşündüm,”sade insanların” çoğunun sevdiği gibi kapısı sokağa Beyoğlu na açılan bir sinemadan çıkıp filmin etkisi üstündeyken ellerin cebinde yürümek ne güzel ne sinematik bir histi.Çok teşekkürler
Listeyi yaparken temel amacım buydu gerçekten. Filmleri sadece bir film olarak almamak, beğendiğim ve bana dokunan yönlerinin zaman içindeki yolcuklarını anlamak. Filmleri seyrettiğimiz sinemalar, gittiğimiz kentler, yanımızda olan insanlar... Hepsini katmak istedim. Beğenmenize çok sevindim.
“Sokak sinemadan çıkmayanlarla dolu; asık yüzleri, kayıtsızlıkları, sinsi yürüyüşleriyle onu aralarına alıyorlar, eritiyorlar.” Keşke her klişe ‘Sinemadan çıkmış insan’ kadar güzel dile getirilmiş olsa ve böyle yazılarda hakkı verilse, klişelikle yitip giden anlamı yeniden açığa çıksa.
Şöyle bir yazı okumuştum yazın.
https://open.substack.com/pub/kutlukhan/p/sinemadan-ckms-insan-kitaptan-ckms?r=trwvl&utm_medium=ios
O yazıda sinemadan çıkmış insanın yanına, kitaptan çıkmış insan ekleniyordu. Onların yanına bir de sinema üzerine yazılmış yazıdan çıkmış insanlar ekleniyor şimdi sayenizde. Yazıyı okumayanlar arasında eriyip gitmeden önce Y tu mama tambien ve Vahşi Hafiyeler’i kenara not alıyorum.
Ne güzel bir yorum, teşekkür ederim. Kutlukhan Kutlu'nun bu güzel yazısıyla tanıştım sayenizde. Dilerim Y tu mama tambien ve Vahşi Hafiyeler bağından hoşlanırsınız.
Bunca film arasından ben kendime bir kitap tavsiyesi çıkardım ve Vahşi Hafiyeler'i sipariş ettim. Emeğinize sağlık.
Ben hastasıyım, ilk kez okuyacakları şimdiden kıskanıyorum, dilerim siz de beğenirsiniz.
Bir Zamanlar Anadolu’dayı torpilli bulsam da çok güzel bir yazı olmuş İnan Abi
Çok teşekkür ederim. Asla torpil değil, ciddiyim :)
Yine çok güzel bir yazı olmuş. Sizden 13 yaş büyüğüm ama sanki siz benden daha büyükmüşsünüz gibi her yazınızda, her muhabbetinizde yeni şeyler öğreniyorum sizden. Seviyorum sizi :) Ege Tıp fakültesinde okurken üniversitenin karşısında bir cep sineması vardı. 2 salonlu. Öğrenim kredisini aldığımda kitap, fotokopi harcamalarından kalan olursa il önceliğim o sinemaya gitmek olurdu. Köyden ve küçük bir ilçeden geldiğim için sinema büyülü bişeydi benim için. İlk izlediğim film Slepers idi. Filmden sonra gece 12'de sinemanın kapısından direkt dışarıdaki soğuk havayı almak, ve filmin etkisi müthiş bişeydi. Şimdi çoğu sinema AVM içinde olduğından bu duygu da yok oldu gitti. Benim de sizinki kadar rafine olmasa da bir il 5'im var, paylaşmak isterim.
1) İnce Kırmızı Hat: Doğru dürüst çatışma ya da düşman askeri göstermeden savaşın insanını ruhunu nasıl dağıttığını gösteren bir film. Er Witt'in içindeki ışık, Yüzbaşı Staros'un üzerindeki baskıya rağmen askerlerini koruması, sonraki yıllarda kendi hayatımda da etkili oldu
2) Mommy: Antonie Olivier Pilon'un müthiş oyunculuğu ve hayatının tek güzel gününde sürekli dar olan ekranı elleriyle genişletmesi...
3) Blue Valantine: Sonunda havai fişekler patlarken boğazına bişey düğümlenir.
4) Rain Man: 1988'de 10 yaşındaydım. Raymond'a öyle hayran olmuştum ki, keşke otizmli olsaydım diyordum. Malesef şu an otizmli bir kızım var, ve Rain Man olmanın aslında ne kadar zor olduğunu biliyorum artık :(
5) Yerlilerden de benim favorim Özcan Alper'den Sonbahar'dır.
Sevgiler saygılar
Faik Deniz Gün
Kalemine sağlık İnan.. Aralarında izlemediklerim var onları kısa sürede izlemek için hemen sık kullanılanlara ekledim. İzlemiş olduklarımın keyfinin kaçırdıklarımda da olacağına eminim. Teşekkür ederim.
Çok teşekkür ederim Hakan Bey, dilerim beğenirsiniz sık kullanınlara eklediklerinizi.
İnan Bey, çeşitli platformlarda önerdiğiniz kitap ve filmleri kaçırmamaya çalışan biri olarak, bu yazı benim için harika bir sürpriz oldu. Çok teşekkür ederim, elinize sağlık.
Ben teşekkür ederim, ne mutlu bana.